Hilmi Bengi koltuğunun diyetini mi ödüyor?
Aralık 13, 2008, 4:12 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: 12, akp, albay, arog, asker, atatürk, çekim, bengi, bizkaçkişiyiz, chp, deniz, derneğ, derneği, dinci, dizi, efsane, erdal, ergenekon, eylül, fethullah, film, gülen, güney, gezmiş, gizli, hilkmi, izle, kitap, memleket, mhp, osman, osman pamukoğlu, pamuk, pamukoglu, pamıkoğlu, paşa, poğlu, resimler, sabah, sarı, sarızeybek, sevdalıları, taraf, tayyip, türkeş, türkiye, tuncay, yeni, yeniça, zaman, zeybey, şafak, şeriat
|
|
|
Sayısız olayı birkaç kare fotoğrafla geçerek gazetelerin fotokopi gibi çıkmasını sağlayan Anadolu Ajansı, iktidara yakın yardım kuruluşlarını fotoğraf albümü ile servis ediyor Deniz Feneri’nden başlayarak ‘iktidar gücünü arkasına alan derneklerin yurt içi ve yurt dışı faaliyetleri’ konulu bir dizi yazı hazırlamayı düşünürsek, bu fotoğraflar orada işimize yarayabilir belki Hürriyet bir Defne Barak röportajını daha sürmanşetten duyurdu. ++++++ ++++++
|
‘Başbakan için dava açılmalıdır’
Aralık 13, 2008, 4:08 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: abi, ak, akp, ankara, asker, atatürk, bjk, ders, dershanesi, efendi, fem, fethıllah, fetoş, gazete, gülen, goca, haini, idam, ihanet, istanbul, kitap, lar, ler, osmanlı, parti, recep, resim, sivas, taraf, tayyip, türkiye, vatan
|
‘Başbakan için dava açılmalıdır’
|
![]()
İZMİR BAROSU BAŞKANI ERDEMİR:
|
emin çölaşan,her kuşun eti yenmez,kovulduk ey halkım unutma bizi,
Kasım 5, 2008, 9:37 am | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: apo, asker, askeriye, ata, atatürk, çatışma, özalan, özkan, bizi, bız, dava, dağ, devlet, e, e-book, e-kitap, efsana, efsane komutan, emın colasan, erdal, ergenekon, ersane komutan, ey, eşitlik, hak, hak ve eşitlik kuruluşu, hak ve eşitlik partisi, hakkari, halk, halkım, imralı, kan, kan uykusu, kitap, komutan, KOVULDUK, kovulduk ey halkım, kovulukey, leş, miting, osman, osman pamukoğlu, osmanpamukoğlu, osmanpaşa, pamukoglu, parti, partisi, paşa, pkk, pusu, resim, sarızeybek, türk, türkiye, terörist, tuncay, unut, unutma, uykusu, ve, video, wallpaper, şemdinli
Çölaşan’dan yeni bomba: Her Kuşun Eti Yenmez

![]()
Gazeteci-yazar Emin Çölaşan, ‘’Kovulduk ey halkım, unutma bizi’’ adlı kitabının ardından şimdi de, ‘’Her Kuşun Eti Yenmez’’ adını verdiği yeni bir kitap daha yazdı. Çölaşan, yeni kitabında işsiz kaldığı süreci anlatıyor. Kitapta medya, bürokrasi, iş dünyası ve askerlerle ilgili çok ilginç bölümler var. Yeni kitabın ilk detaylarını sadece GAZETEPORT açıklıyor
Emin ÖZGÖNÜL

her ,kuşun, eti,yenmez, kitap,kıtap,emın,colasan,ehr kusun,etı,yenmez,aydın,doğan,
ANKARA- Hürriyet Gazetesi’nde 22 yıl çalıştıktan sonra işine son verilen ve bu süreci ‘’Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi’’ adı ile kitaplaştıran gazeteci-yazar Emin Çölaşan, ikinci bir kitap daha yazdı. Halen baskı aşamasında olan ve bir hafta sonra piyasaya verilmesi beklenen yeni kitabına ‘’Her Kuşun Eti Yenmez’’ adını veren Çölaşan, işsiz kaldığı bir yıllık süreçte yaşadıklarını anlatıyor.
Çölaşan, GAZETEPORT’a yaptığı açıklamada ”Kitabımda, 14 Ağustos 2007 günü Hürriyet’ten kovulmamın ardından, işsiz bir gazeteci olarak yaşadığım olayları, vefasızlıkları, hüzün ve sevinçlerimi anlattım. Bir yıldır işsizim ama unutulmadığımı gördüm. Bu mutluluğu yazdım. Başbakan ile Doğan grubu arasında yaşanan son kavga ile de, kovulmamın asıl nedeninin ve haklılığımın nasıl ortaya çıktığını belgeledim” dedi.
MEDYA PATRONLARI VE ‘BAY PATRON’
Çölaşan 269 sayfalık yeni kitabında, işsiz kaldığı dönemde kendisine gelen iş tekliflerine de yer veriyor. Bilgi Yayınevi’nden piyasaya çıkacak olan kitapta, medya patronları Aydın Doğan, Turgay Ciner, Mehmet Emin Karamehmet, Ahmet Çalık ve Cem Uzan ile ilgili ilginç detaylar da bulunuyor.
Yeni kitabında Aydın Doğan’dan ‘Bay Patron’ adıyla bahseden Çölaşan, Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ile ilgili detaylara da yer verdi. Aydın Doğan ile Özkök ilişkisini, Doğan’ın kızlarının konumlarını da anlatan Çölaşan, Aydın Doğan’ın dünü ve bugününü aktararak ‘’ İki Aydın Doğan arasındaki farkları’’ da analiz ediyor. Çölaşan kitabında ‘’Benim olayım, Aydın Doğan ve kalfası Ertuğrul’a gösterdi ki, her kuşun eti yenmez’’ diye yazdı.
‘’GÖZLERİM DOLDU’’
Çölaşan, Ertuğrul Özkök’ün 22 Temmuz 2007 seçimlerinden hemen sonra yazdığı bir yazıyı da kitabına aldı ve ‘’Bu yazıyı okuyunca kovulacağımı anladım’’ diyerek gözlemlerine de yer verdi. Çölaşan, kovulduktan sonra yaşadığı vefasızlıklara da değinerek, bir zamanlar kendisine övgü düzen bazı isimlerin, bugün ne tür ilişkiler içinde olduklarını açıkladı.
Kitapta Sabah gazetesinin ihale süreci ve iktidarın güdümüne nasıl girdiği de anlatılıyor. İşsiz kaldığı dönemde kimi zaman gözlerinin dolduğunu da çeşitli olaylardan örnekler vererek aktaran Çölaşan, Ergenekon soruşturmasına da değiniyor ve kendi telefonunun da dinlendiğini belirtiyor.
RESMEN CİNER’DE
Çölaşan kitabında Turgay Ciner’in 2009 yılı başında çıkarmayı planladığı yeni gazetede çalışmak için sözleşme imzaladığını da vurgulayarak, Ciner ile tanışmasını ve bu tanışmaya aracılık eden ünlü isimleri de açıkladı. Cumhuriyet Gazetesi’nden kendisine gelen ‘’Bizde çalış’’ teklifini reddetme nedenlerine de ilk kez bu kitabında yer verdi.
Çölaşan kitabında gazeteciler İlhan Selçuk, Serdar Turgut, Yavuz Semerci, Fatih Altaylı, Bekir Coşkun, Yavuz Donat, Oktay Ekşi, Nazlı Ilıcak, Mustafa Balbay, Bilal Çetin, Emin Özgönül, Saygı Öztürk, Talat Atilla, Kadir Çelik, Hakan Akpınar, Fehmi Koru, Fatih Çekirge ve Tuncay Özkan ile ilgili bazı olaylara ve anekdotlara da yer veriyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ ile ilgili çok ilginç bir anısını da aktarıyor.
GAZETEPORT RÖPORTAJLARI
Emin Çölaşan kitabına, GAZETEPORT’a yazdığı yazılar ile kendisiyle yapılan röportajların tam metnini de koydu ve ‘’İşsiz kaldığım dönemde ciddi habercilik yapan GAZETEPORT’a yazılar yazdım. Başka internet siteleri de bunları alıp yayınladılar, bir günde 500-600 bin kişi bu yazıları okudu. Binlerce okuyucu mesajı geldi ’’ diye yazdı.
‘’Her Kuşun Eti Yenmez’’ adlı kitap Çölaşan’ın 19. kitabı olacak. Ankara’da doğan ve ODTÜ İdarî İlimler Fakültesi’nden mezun olan Çölaşan, 1977’de Milliyet’te gazeteciliğe başladı. 1985’te Hürriyet gazetesine geçti. Meslekte 31 yılını tamamladı. Çölaşan’ın, ‘’24 Ocak Bir Dönemin Perde Arkası, 12 Eylül Özal Ekonomisinin Perde Arkası, Banker Skandalı’nın Perde Arkası, Önce İnsanım Sonra Gazeteci, Turgut Nereden Koşuyor, Turgut’un Serüveni, Yalçın Nereye Koşuyor, Yalçın’ı Kim Kurtaracak, Biz Kırk Kişiyiz Birbirimizi Biliriz, Bir Dönemin Yazıları, İcraatın İçinden, Sor Bakalım, Tarihe Düşülen Notlar, Unutulmayan Söyleşiler, Şu Benim Gazetecilikte yaşadıklarım, Ah Refah Vah Refah, Muhteşem İkili ve Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi’’ adlı kitapları da bulunuyor. (GAZETEPORT)
HER KUŞUN ETİ YENMEZ,her,kuşun,eti,yenmez,herkuşunetiyenmez,her kusun eti yenmez,etı,kus,kuşu,emin,çölaşan,emin çölaşan her kuşun eti yenmez,
![]() |
KOVULDUK,ey ,halkım,unutma,bizi,kovulduk ey halkım,unutma ,bizi,bızı,emın colasan,emin çölaşan,kitap,kovulukey,ey,halk,halkım,unut,unutma,bizi,e,kitap,e-kitap,e-book,osman pamukoglu,osman ,pamukoğlu,osmanpaşa,paşa,komutan,efsana,ersane komutan,hakkari,şemdinli,erdal,sarızeybek,türk,asker,çatışma,kan,uykusu,terörist,pkk,apo,özalan,dağ,pusu,video,resim,wallpaper,askeriye,devlet,türkiye,atatürk,ata,leş,Osman Pamukoğlu, osman pamukoglu, osmanpamukoglu, osmanpamukoğlu, efsane komutan , kan uykusu, hak ve eşitlik kuruluşu, hak ve eşitlik partisi,hak,ve,eşitlik,esitlik,parti,partisi,tuncay,özkan,biz,miting,ergenekon,dava,imralı,
HAK ,VE, EŞİTLİK, PARTİSİ
Ne oldu cengâver Ergun
Ekim 25, 2008, 6:30 am | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: 12, abd, ak, akp, özkan, bizkaç, bizkaçkişiyiz, bız, chp, deniz, efsane komutan, efsanekomutan, ergenekon, gezmiş, hak ve eşitlik kuruluşu, hak ve eşitlik partisi, kaç, kan, kan uykusu, kişiyiz, mhp, osman, osman pamukoğlu, osmanpamuk, osmanpamukoğlu, osmanpaşa, oğlu, pamukoglu, pamukogluı, parti, pkk, selcan, tayyip, taşçı, tuncay, tuncaz, usa, uykusu, yeniçağ
Hukuğu ve insan haklarını çiğnemek pahasına çarşaf çarşaf Ümraniye yayını yapan Sabah,
duruşmalar başlayınca dut yemiş bülbüle döndü
Tarih: 23 Ocak 2008. Ümraniye Soruşturması kapsamında üç ilde 33 kişi gözaltına alınmış. Ortada iddianamenin ’i’si yok. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ’yayın yasağı’ olduğunu hatırlatmış. Sabah birinci sayfasını silme bu konuya ayırmış. Manşet iddialı: Devlet Derin devlete
karşı.
Zanlıların afiş yapılmış fotoğraflarına iliştirilmiş bir not:
Ergenekon Terör Örgütü!
İfadeleri dahi alınmamış, alınsa bile hazırlık soruşturmasının gizliliği gereği yayınlanması mahkeme kararıyla yasaklanmış zanlıların karıştığı ‘terör eylemleri’nin listesi!
Tarih: 24 Ekim 2008. Dünya Ümraniye soruşturmasını konuşuyor. Çünkü Asrın davası! Sabah’ın manşetinde Başbakan: Krizden en az hasarla çıkacağız!
Ümraniye Davasının hakimi dinlendiğini itiraf etmiş, kimlik tespitleri yapılırken komik sahneler ortaya çıkmış. Cengaver Ergun’un Sabah’ı ‘üç maymun’u oynuyor! Lütfedip birinci sayfaya taşıdıkları detay işin magazini: Veli Küçük’ü avukat kızı savundu!
Star’ın manşetinde muhalefete çemkiren iktidar, Yenişafak’ın ki Obama, Taraf’ta Anayasa Mahkemesi’ne itirazlar, Vakit’te öyle…
Hukuğu çiğnemek pahasına bangır bangır Ümraniye yayını yapan, ortada iddianame yokken insanları terörist, katil, cani, darbeci ilan eden, aynı fotoğraf karesine girmiş üç kişiyi görseler ‘çete’ diye tellallık yapan, kişilerin onurlarını, toplumdaki konumlarını zedeleyen, aşağılayan, özel hayatlarını teşhir eden…
Ümraniye soruşturmasında ‘adaletin yerini bulması!’ için görülmemiş bir kararlılık(!) gösteren, tek ses, tek vücut olan…
‘Yeter ki Türkiye aydınlığa kavuşsun’ diye kah savcı, kah yargıç, kah avukatlardan rol çalan yandaş medyaya ne oldu böyle? Ne oldu sana cengaver Ergun?
Masana özel servis yapılırken iyiydi. Sızdırma bilgilerle ‘kan, kaos, cunta’ senaryoları yazarken pek güzeldi. İnsan hakları pervasızca çiğnenirken medya kirliliği yoktu ortada..
Hani “ikinci Türkiye”yi yaratacaktı bu dava?
Yandaş medyanın infaz memuru olduğu günlerde, sızma bilgi ve belgelerle “astığım astık kestiğim kestik” derken medyada kargaşa yoktu da, basın mensupları mahkeme slaonuna girip gözleriyle gördüklerini, kulaklarıyla duyduklarını yazmak isteyince mi kargaşa oldu?
“Yazı işleri olarak muhabirlerden her haberi talep ettiğimiz için arkadaşlar birbiriyle büyük rekabet içinde daha iyi bir kare fotoğraf yakalamak için kıyasıya emek harcıyor. Ergenekon davasında tanık olduğumuz üzere bu zaman zaman büyük bir kargaşaya da yol açabiliyor. Duruşmada uygulanan havuz sistemi salondaki kargaşanın önlenmesinde etkili oldu açıkçası. Büyük olaylarda bu tip uygulamalara gitmekte yarar var.” diyebiliyorsan bir gazeteci olarak utan!
Ümraniye Mahkemesinde saklamak istediğin birşey mi var?
‘Satır satır okunacak’ iddianamede neyi duymaya cesaretin yok?
‘Tarihe geçecek bir davayı izlememek isteyen tek gazeteci’ olarak sen de tarihe geçeceksin!
‘AA kirli bilgi(!) aktarmaz’ güveniyle mi havuz sistemine balıklama atladın bilmiyorum. O havuzun tek muslukla dolmayacağını unutuyorsun. Sen AA’nın süzdüklerini pipetle çekmeye devam et. Eminim şahit olduklarını sansürsüz servis eden ve o servisten hortumla beslenen gazeteciler de çıkacaktır…
Dikkat et, senin havuzun suyunu çektiğini farkedemeyip beton zemine çakılma!
Bir şeyler değişmiş
Ümraniye Soruşturması boyunca manşetten hüküm veren Sabah, söz sırası savunmaya gelince haber saklamaya başladı. 3 Ocak 2008’deki iddialı manşeti atan Ergun dün Ümraniye’yi görmezden geldi. ‘Büyük yüzleşme’ bu kadar mı gözünü korkuttu Ergun?
++++++
Bu neyin delili
Bu illustrasyon aynı gün, iki ayrı gazetenin birinci sayfasında yayımlandı. Today’s Zaman çizeri Orhan Nalın’ın Ümraniye sanıklarının sohbetini naklettiği çizimi, kendi gazetesiyle aynı gün, yandaş medyanın su almaya başlayan amiral gemisi Star’da da yayınlatarak, gönüllü pişti olması ne anlama geliyor?
Ümraniye Davası söz konusu olunca yandaş medyadaki ittifak, birlikte hareket etme kabiliyeti, manşet, yorum, bilgi ve belge uyumu gözyaşartıyor. Merak ediyorum, birlikte hareket eden üç kişi görünce ‘çete’ yakıştırması yapanlar buna ne diyor. Bu da basındaki çeteleşmenin resmi mi yoksa? Yarın öbür gün, savcılarımız basındaki çeteleşme üzerine gitmek isterlerse bu çizim Zaman-Star ilişkisini kanıtlayan bir delil olarak iddianemeye girer mi?
++++++
“Sansür var dedi” diyenler ifademi okusun
Kimseye derdimi anlatamadım
Emin Çölaşan’a tanıklık yaptığı mahkemede “Hürriyet’te sansür var” dediği iddia edilen Bekir Coşkun’un Medyatava’ya yaptığı açıklama isyan gibiydi: “Ben derdimi anlatamıyorsam, medyaya yanlış haber olan vatandaş nasıl anlatsın. İki gündür ”böyle bir şey demedim“ demeye çalışıyorum, derdimi anlatamıyorum. Bu çok zor değil ki, mahkemeden ifademin bir kopyasını isteseler ne dediğim ortaya çıkacak. Bana sansür uygulandığını söylemedim ben. Geçmişte bir-iki müdahale oldu yazılarıma, ben de bunu haklı buldum ve yazıyı düzelttim dedim. ”
Bekir Coşkun sansüre uğruyor, ses çıkarmıyor
Bak Fehmi Amca da anlamamış
Halen Hürriyet’te yazan Bekir Coşkun yargıca ifade vermiş. “Evet” demiş “Hürriyet’te sansür uygulanıyor.” Dediği şu: “Üç beş senelik süreçte, bir iki kez benim yazılarıma da Ertuğrul Özkök tarafından müdahaleler olmakla birlikte sorun çıkmadı. Bana müdahale edilen yazılar, hükümet ile ilgili olan yazılardı.” Coşkun Hürriyet’te halen yazıyor ve çok okunduğu için de itibar görüyor. Onun “Bizim grupta sansür var” demesinin ağırlığı başka. Her yazısından sonra, Coşkun’a dönüp, “Bu yazına da sansür uygulandı mı Bekir Bey?” diye sorsak haksız olur muyuz?
* Taha Kıvanç/Yenişafak
++++++
Serdar’ın veda sözleri
Güler Kömürcü katıldığı 32. Gün Programında Akşam’dan kovuluşunu şöyle anlattı:
“Zekeriya Öztürk’le evlenme kararı aldığımda bunu Serdar Turgut’a söyledim. O da ’Nasıl yani? Ergenekon’dan hapse düşmüş bir adamla mı?’diye sordu. Ben de Hürriyet Gazetesi’nin yıllarca eşi hapiste olan bayan gazetecisine sahip çıktığını hatırlattım. Serdar Turgut bana ’Ona tabii ki sahip çıkarlar. O solcuydu. Sen pis bir ülkücü, pis bir faşistsin!’ dedi. Ben yurtseverim ve kendimle gurur duyuyorum.”
++++++
BOP ne yaman proje böyle
“Ilımlı İslamcı Kürt devleti” karşısında PKK’nin ne hükmü olabilir ki… Kim düşünmüşse helal olsun!!!
Gittikçe kördüğümleşen Güneydoğu sorunu nasıl çözümlenecek?..
BOP’la… BOP nedir?..
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi…
Artık Mısır’daki sağır sultan bile ‘Proje’nin girdisini çıktısını biliyor…
Türkiye’nin Güneydoğu’su ile Irak’ın kuzeyinde toplumsal yapı aşiretlerden oluşur, tarikat ve cemaatlerle pekişir, aynı dil konuşulur… İki bölge iki devlete bağlıdır… Irak ve Türkiye.. Bu devletler de ABD’ye bağlıdırlar… Yalnız toplumsal değil, ekonomik bakımdan da Kuzey Irak ile Güneydoğu Anadolu neredeyse bir bütündür; iki bölge arasında sınır kapısı trafiği vızır vızır işler; alım-satımdan tutun yatırımlara dek işler pek yoğundur… Her iki bölgede de okur-yazarlık oranı düşüktür, halklar cahildir; hacı, hoca rağbettedir; aşiret beyi egemendir…
İki bölge birleşirse, Mersin kurulacak ortak yapının dünyaya açılan kapısı olacaktır… Mersin göçle daha şimdiden iki etnik yapıya sahip olmuştur.
BOP yaman bir tasarım; bir kalemde iki devleti bölüyor… Türkiye.. Ve Irak..
Peki, o zaman ne olacak?..
Anadolu’nun batısında bir ılımlı İslam devleti modeli… Irak’ın kuzeyi ile Anadolu’nun doğusunda bir ılımlı İslam devleti modeli…
Her ikisi de tarikat, cemaat, aşiret örgütlenmesinin dinci iktidarına dayandığı için bir federasyonda birleşirlerse kimsenin gıkı çıkamaz…
Üstelik Batı Anadolu’da “ılımlı İslam demokrasisi” ni oluşturan Türkiye Cumhuriyeti, AB’nin ekonomik kapsamında özel ortaklık statüsüne rahatça bağlanabilir…
BOP yaman bir proje…
Amerika’da kim düşünmüşse helal olsun…
Peki, PKK’nin bu projede yeri ne?..
Haydi canım sen de… PKK şimdilik ABD tarafından kullanılıyor; işini bitirince çöp sepetine atılacak…
Ortadoğu haritasında yerini alacak bir “ılımlı İslamcı Kürt devleti” karşısında PKK’nin ne hükmü olabilir ki…
* İlhan Selçuk /Cumhuriyet
++++++
MİNİ YORUM
TRT magazin reyting rekoru kırabilir
TRT kendi normlarında bir magazin programı yapacakmış. Programda dizi setlerinden görüntüler ve röportajlar yer alacakmış. Naçizane önerim Silivri yöresinden derlemelere de yer vermeleri. ‘Mert ile Gert’teki soğuk esprileri izleyene kadar,mahkeme salonundaki sıcak diyalogları izleriz. ‘Tarihi mesaj’sa, İpsiz Recep setine gidene kadar, Kerinçsiz’in avukatından ‘Ergenekon tarihçesi’ni dinleriz. TRT, AA’nın kayıtlarını yayınlasın reyting rekoru kırmazsa ben birşey bilmiyorum.
yeniçağ ,selcan, taşçı,
——————————–
yeniçağ ,selcan, taşçı,osmanpamukoglu,osman ,Osman Pamukoğlu, osman pamukoglu, osmanpamukoglu, osmanpamukoğlu, efsane komutan , kan uykusu, hak ve eşitlik kuruluşu, hak ve eşitlik partisi,,pamukoğlu,osman,pamukogluı,pamukoğlu,osmanpaşa,efsanekomutan,ergenekon,tuncaz,özkan,bizkaçkişiyiz,bizkaç,biz,kac,kisiyiz,osmanpamuk,oğlu,oglu
TUNCAY ÖZKAN’DAN BU VATANI SEVENLERE MEKTUP
Ekim 21, 2008, 8:14 pm | Uncategorized kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: akp, asagıbogazköyü, özkan, bagımsız, başbug, bizkaç, bizkaçkişiyiz, biztv, bız, chp, cumhuriyet, efsane komutan, erdoğan, ergenekon, eşitlik, fethullah, gülen, hak, hocaefendi, imranlı, kaç, kanal-biz, kanalbiz, kapımahmutköyü, kişiyiz, konak, mhp, osman, osmanpamukoğlu, osmanpaşa, pamukoglu, parti, partisi, paşa, recep, tayyip, türkiye, tuncay, tuncayözkan, vatan, ve
Dostlarım…Yurttaşlarım…
Vatan, Namus, Ahde Vefa diye diye karanlığın yüreğinden aydınlığı çıkarmaya and içmiş mücadele arkadaşlarım.
Yeniden merhaba.
Mektuplarınızın bir kısmını okuyabildim. Hepinizi ne kadar çok sevdiğimi tekrarlamak istedim.
Şu anki esaretim biter bitmez, kaldığımız yerden, Türkiye’yi mahalle mahalle gezerek, ulusumuzun yobaz diktatörlükten kurtuluşunu sağlayacağız.
Yeni bir Türkiye’yi, Mustafa Kemal’in aydınlığıyla yıkanmış bir yeni yüzyılı mutlaka kucaklayacağız.
Emperyalizmi yeneceğiz. Anadolu devrimini birlikte gerçekleştireceğiz. Atatürk’ün bıraktığı yerden devam edeceğiz.
Türkiye’nin emperyalizmle dışarıdan ve içerden kuşatılmasına son vereceğiz. Emperyalizmin yobaz, faşist ittifakını parçalayıp atacağız.
Bunu başaracak birikimimiz de gücümüz de var. Bir ve bütün olacağız. Sağımızı, solumuzu bir araya getirip, tek bir yumruk olarak Türkiye’nin önündeki yobaz, işbirlikçi bloğu parçalayacağız.
Çocuklarımıza, gençlerimize, Türkiye’ye anlatınız:
Anadolu; Edirne’den Ardahan’a bağımsız, özgür yaşamaya yeminlidir ve Atatürk devrimini tamamlamak üzere ayaktadır.
Gelincikler ayaktadır.
21. yüzyılı Türkiye’nin, ulusumuzun insanlığa armağanı olarak yepyeni bir başlangıç olacaktır.
Sizi yolunuzdan döndürmek isteyenler olacak, aldırmayın.
İşsizliğin, açlığın, yoksulluğun, yolsuzluğun olmadığı bir Türkiye, Dünya’nın önderi bir Türkiye, emperyalizme son vermiş, barışın ve refahın kalesi bir Türkiye yaratacağız. Korkmayın.
Aşkımızla…
Aklımızla…
Azmimizle…
Cehaletin cüretini, yobazların zulmünü, katiller demokrasisini, hırsızlar düzenini yıkacağız.
Terörü bitireceğiz.
Vatan,
Namus,
Ahde Vefa için;
Varız!
Haklıyız!
Kazanacağız. Korkmayın…
Umut gönüllülerimizle, umut dağıtacağız. Çalışacağız. Yeni bir Türkiye, yeni bir Dünya kuracağız. Karanlığın yüreğinden aydınlık geleceğimizi söküp alacağız.
Bunu ne zulümleri, ne zindanları ne korkudan beslenen seçilmiş kralları engelleyebilir.
“BİZ”, karanlığı, korkunun krallığını yıkacağız.
Hep kazandık, kazanacağız.
Türkiye’yi haraca, hırsızlığa, din ve ırk sömürüsüne boğan bu siyasal yapı değişecek.
Çocuklarımıza anlatın…
Gençlerimize anlatın…
Komşularımıza anlatın…
“Tuncay Özkan zindan da ama özgür” deyin. “Haydi” diyor, “artık Türkiye’yi Mustafa Kemal’in aydınlığıyla buluşturmanın vakti geldi” diyor deyin.
Kapı kapı dolaşalım. Anlatalım.
Türkiye’nin korkularından başka kaybedecek hiçbir şeyi yoktur.
Karanlığın üstüne güneş gibi doğmanın vakti geldi.
Yobaz zorbalığı yıkacağız.
Geleceği; mutlu insanların, umutlu insanların, huzurlu insanların, Dünya’ya barışı, kardeşliği yayacağız. İnsanların Türkiye’sini kurmanın vakti geldi.
Yolumuz açıktır.
Yaşasın Türkiye’nin barışı, kardeşliği, birliği, beraberliği.
Çoğu gitti azı kaldı. Yakında yeni bir şafakta buluşacağız.
O güne kadar benimle beraber bir söz vermenizi istiyorum:
“Biz asla bölünmeyeceğiz. 70 milyon hep beraber ve birlikte emperyalizme ve işbirlikçilerine karşı kardeşliğimizi yücelteceğiz. Camimizi, okullarımızı işbirlikçilere karşı koruyacağız. Birbirimize güveneceğiz. İnanacağız. Seveceğiz. Dili, dini, ırkı, rengi ne olursa olsun kucaklayacağız. Türkiye’yi refahın ve barışın kalesi yapacağız. Karanlığın üzerine bir güneş gibi doğacağız. Söz veriyoruz.”
AKP’yi ve geleceğimizi tehdit eden politikaları sonlandıracağız.
Korkutmalarına ve korkuyla esir almalarına asla izin vermeyiz. Asla.
İyi ki varsınız.
Var olun.
Varlığım, varlığınıza, Türkiye’ye armağan olsun.
Tuncay Özkan
4 no.lu Silivri Cezaevi
F7 Tutuklusu
olmadı paşam
Ekim 8, 2008, 7:06 am | OSMAN PAMUKOĞLU -EFSANE KOMUTAN kategorisinde yayınlandı | Yorum yapınEtiketler: bizkaçkişiyiz, bizkackisiyiz1, efsane, efsanekomutan, hak ve eşitlik partisi, komutan, osman, osman pamukoğlu, osmanpamukoğlu, pamugoglu, yeniçağ
Hakkâri Dağ ve Komando Tugayı’nın efsanevi komutanı, döneminde gerçekleştirdiği sınır ötesi operasyonlardan dolayı adeta efsane olan ve benim de saygı duyduğum Tümgeneral Osman Pamukoğlu, ülkenin 59. siyası partisini kurdu!
Bu tasavvurundan haberdar olunca, sevinmiştim böyle kahraman bir general siyasete yeni bir hava getirir diye! İlk konuşmalarını ve hele her nedense, Vakit gazetesindeki röportajı okuyunca, hayal kırıklığına uğradım. Pamukoğlu Paşa siyasette yürüyüşüne, yanlış adımla, sol ayağıyla başladı ve maalesef, bazılarının “Askerler siyasetten ne anlarlar, ama siyasete karışırlar” sözlerini haklı çıkarmış oldu.
Efsane
Ben, kitabını okuyamadım, ama onunla aynı zamanda bölgede hizmet eden komutanlar anlattıklarını fazla abartmalı ve hep “ben” le dolu olduğunu söylüyorlar!
Gerçi, siyasette de askerliğin bazı kuralları geçerlidir; mesela, en büyük hata yığınakta yapılır ve “düşmanların” oyununa gelinir! Pamukoğlu Paşa da yığınakta hatayı, ilk açıklamaları Vakit gazetesi gibi bir gazeteye röportaj vermekle yaptı… Ve birilerinin oyununa geliyor!
Paşa, yakışıklı, genç ve karizmatik olabilir, ama hitabeti zayıf. Kafasının karışık olduğunu söylemek istemem, ama söyledikleri vazıh değil, karışık pek etki yapmıyor. Parti kurmak kolay değildir. Bundan önce kurulan partilerin hiçbiri başarılı olamadı, kuranlar siyasetin içinden geldikleri halde…
Başarı şansı
Ahmet Hakan soruyor, “Osman Pamukoğlu başarabilir mi?” diye. “PKK’ya kök söktüren kahraman Paşa” imajı, siyasette Osman Paşa’yı bir yerlere getirebilir mi? Getirebilirdi, ama bu “yığınaktan” sonra “hayır” !
Bilmiyorum paşanın bu teşebbüsünün arkasında kimler var? Yakın danışmanları kim? İlk röportajı Vakit’e verdiğine göre gericiler mi? Bazı liboş aydınlar mı? Yoksa onlara da hoş görünmek mi istedi? İhtimaller, kondurmak istemediğim şüpheler, çok!
Göreceksiniz; paşanın sözleri Vakit’i memnun ettiğinden fazla liboşları memnun edecek. Paşa bir süre için onların sevgilisi olacak ve sözlerini köşelerine taşıyacaklar! Sadece bu, paşanın yanlış yolda olduğunu göstermez mi?
Paşa “onları kullanırım” diyorsa, bu da baştan yanlış, tümü, “onu” kullanırlar!
Tabii, kahraman paşaya benim gibi umut bağlayanlar çoktu… Eminim, çoğu emekli askerler de! Halktan büyük maddi ve manevi destek gördüğünü söylüyor… Ancak yanılmıyorsam, konuşmalarıyla bu desteğin çoğunu, şimdiden kaybetti… Ordu ve orgeneralleri ziyaret hakkında söyledikleriyle, askerleri de kaybetti! Ordudaki geleneksel dayanışma pahasına!
Evet, merak ediyorum paşanın yakın danışmanları, destekçileri kimler ve Pamukoğlu, şu sırada kime hizmet ediyor? Hangi partiyle rekabet etmek istiyor? Hele, kişisel bazı sebeplerden dolayı TSK’ya bir kırgınlığı mı var?
Sevgili paşam, herhalde bu “uzun” yürüyüşe yanlış adımlarla başladınız; bu “yürüyüş” çok kısa olabilir!
WordPress.com'dan blog alın. | Tema Pool, Borja Fernandez tarafından yapılmıştır.
Yazılar ve yorum feeds.

